Görmek Romanının Denk Düştüğü Zaman

Romanı okumayanlar, okuma ihtimallerine karşın (sonuçta hayatın ne getireceği bilinmez) bundan sonrasını okumasa iyi olur.

Ülke için ilginç bir dönemde benim için ilginç bir romanı okumam denk düştü. Seçim sandığı başında başladı roman, sandıktan beyaz oylar çıktı. Otorite beyaz oylardan pek haz etmedi. Bombalar patladı. İnsanlar öldü. Ve otorite kendine "işte tüm bunların sorumlusu budur" diyeceği birini buldu. Tüm toplumsal tepkinin aslında tek bir kadının oyunundan ibaret olduğunu gösterdi ve sonrası... bilmiyoruz.

Romanla ülkedeki bugünkü hayata dair benzetmeleri sıralamayı yersiz buluyorum. Zaten sıralamayı çok da değiştirebileceğim söylenemez.

Ben biraz romanı konuşmak istiyorum aslında. Romanda bazı anlar var, sinemada olsa arkasına "dan dan dan" müzik koyulup filmin daha çok izlenmesi sağlanabilir. Daha kolay ifade ile bölüm sonu ve hatta sezon finali olabilir. Fakat bu anlar sadece sayfanın ortasında, ayrı bir paragrafta bile olmaksızın, örneğin romanın kahramanı manav tezgahının başındayken cereyan ediyor. Dizi izleyen anne tepkisi ile "Dur dur, ne oldu? Kim vurdu?" diye dönüp aynı satırı tekrar okutuyor. Bunu çok gerçek buluyorum ve bu üsluba karşı hayranlık duyuyorum. Sonuçta kırılma noktası gibi görebileceğimiz anlar aslında diğer anlardan daha uzun veya daha anlamlı veya daha özel değil. Tüm diğerleri ile eşit uzunlukta bir an ama sonuçları ya esas olan. Müziğin "dan dan dan" diye girmesi gereken yer o anın bitip, normal bir güne dönüşümüz, sabah kalkıp yüzümüzü yıkarken, aynaya bakarken içimizden geçenler.

Kitabın içindeki kaosa rağmen şu umut dolu satırları çok sevdim bir de;
"... şurada burada gezip duran sözcükleri nasıl bir araya getireceğimizi bilebilseydik dünya belki biraz daha yaşanabilir bir yer olurdu. Hor görülen sözcüklerin günün birinde bir araya gelebileceğine dair kuşkularım var, ..."

Bir gün bir yerde bir kadehimizi de Jose Saramago için kaldırırız belki diye.

Yorumlar

Popüler Yayınlar