Kırmızı Karıncalar


 -Gün güzeli bir gün...dedi yavaşça ve oturdu yanımıza. 

-Siz taşınalı çok uzun olmamış, müsaade edin birer kahve ikram edeyim. 

Çıkardı eski bir termos belli ki dışarlarda çok vakit geçirmiş sahibinden hallice zor tutuyor kapağını tepesinde.

-Zordur ama güzeldir de ilk zamanlar. Keşfedersin, iyi gelir başka yerlerde nefes almak, derin nefes almak. Dersin ne temiz ya havası buranın e Alplerin eteği. Hans Castrop'un sanatoryumuna ne kadar mesafe ki. 

Üstünde bir tişört 'tebessüm' yazıyor, hecelenmiş. Altında anlamı. Lügat 365 işi. Belli adam okumuş, etmiş bizim kalemimizden biri. Ama adamın yüzünde beton gibi bir keder. Sanki gözünü sağa çevirse kaşı oralı olmaz, öyle yerleşmiş. 

-Güzeldir ilkin, bakarsın dağlara, dersin yaparım ya ben burada aileme bir gelecek kurarım. Onlar için çekerim. Onlarla çekerim.

Derin bir nefes aldı, termostaki kahvenin alkolü burnumuzdan aşağı süzüldü. Vapurun motoruna değdi. Suya karıştı. 

-  Peki ya onlar giderse? Yani o giderse ve de götürürse yanında en sevdiğini. Bir gece içmişse yine zil zurna, içi içine sığmamışsa, gece yarısı oğlunu arabaya atıp parka götürmek düşmüşse aklına...

 Çevirdi yüzünü suya. Karımın elini tutmak istedim aslında ama yapamadım. Ayağım karıncalanmaya başladı. Topuklarımdan dizime geliyor karıncalar, onları ayağımdan temizlemeye kolum kalkmıyor.  

-Ağacın dibinde cam kırıkları, yemyeşil çimlerin üstü kıpkırmızı, yani kahverengi olmuş aslında. Toprak olmuş. Toprak olmuşlar.  

Karıncalar çıkıyor kasıklarıma. Vapurun zemini toprak. Topraktan geliyor karıncalar, kırmızı karıncalar.  

-O ağaç 13 yıldır bu zaman kıpkırmızı çiçek açar. Burada kiraz ağaçları pembe çiçek açar, o kırmızı. 

Adamın sesinde hiç üzüntü yok, suçlama yok. Varsa yoksa yüzündeki beton keder. Karıncalar kollarımda, yüzüme çıkıyorlar. O anda gözünün tam içine bakınca fark ediyorum. Kırmızı karıncalar topraktan değil, betondan geliyor.

Gün güzeli bir gün

Yorumlar

Popüler Yayınlar